Türkiye Körler Federasyonu Logosu
 Son Güncelleme Tarihi : 18 Ekim 2017 Çarşamba
  Ana Sayfa Yap - Sık Kullanılanlara Ekle
Anasayfa
İletişim
Tüzüğümüz
Üyelerimiz
Yönetim Kurulumuz
Duyurular
Faaliyet Raporu
Ufkun Ötesi Dergisi
Videolar
Uluslararası
Arşiv
Engelli Mevzuatı
Beyaz Baston Klibi
Yorum ve Makaleler
Türkiye Körler Federasyonu ve İmza Sorunu
İlgili Kurum ve Kuruluşlar
Örgüt Şeması ve Erişim Bilgileri
Engelli Aileleriyle Dayanışma

Özel Eğitim Komisyon Raporu

3. Uluslararası Kör ve Az Görenlerin Eğitimi, Rehabilitasyon Sorunları ve Çözüm Önerileri Sempozyumu
   

15 EKİM DÜNYA BEYAZ BASTON KÖRLER VE GÜVENLİK GÜNÜ NEDENİYLE
KAMUOYUNA AÇIKLAMA

Bugün 15 Ekim Dünya Beyaz Baston Körler ve Güvenlik Günü.

1969 yılında, Dünya Körler Federasyonu’nun Görme engellilerin güvenliğini, bağımsızlığını ve özgürlüğünü simgeleyen bu önemli günü, beyaz baston körler güvenlik günü olarak kabul edişinin yıl dönümünde, Dünya’nın her yerindeki görme engelliler olarak, sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi, taleplerimizi birlikte yaşadığımız toplumla paylaşmayı; yöneticilerimizi, duyarlı olmaya davet etmeyi amaçlamaktayız.

Bu bağlamda, engellilerin başlıca sorunlarını ve taleplerimizi bir kez daha kamuoyuyla paylaşarak, yetkililere duyurmayı amaçlıyoruz.

Kısaca özetlediğimiz ve kamuoyunun dikkatine sunmak istediğimiz sorunlarımız şunlardır;

2005 yılında çıkarılan Özürlüler Kanunu, engelliler için kâğıt üzerinde önemli hak ve kazanımlar getirmiştir. Ancak aradan geçen 9 yılda, bu hak ve kazanımların çeşitli yönleriyle, “kuvveden fiile” geçemediğini yasa sayfalarından hayata aktarılamadığını görmekteyiz. Bu cümleden olmak üzere:
2022 Sayılı Yasa ile ödenen muhtaçlık aylığı engelliler için bir işsizlik tazminatına dönüştürülmelidir.

2006 yılı Temmuz ayında yürürlüğe giren Sağlık Kurulları Yönetmeliği Avrupa Birliği Standartlarına uyum gerekçesiyle sağlık kurulu raporları ile belirlenen sakatlık oranlarını, vücut fonksiyon kaybına dayandırdığından, ciddi hak kayıplarına yol açmaktadır. %100 görme engelli olan bir vatandaşımıza %90; %70 sakatlığı bulunan bir fiziksel ya da zihinsel engelliye %30 -%35 vücut fonksiyon kaybı raporu verilebilmektedir. Bu durum, daha önce engellilerin kullandığı haklardan yararlanan vatandaşlarımızın bu haklarını yitirmeleri sonucunu vermektedir.

Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliğinin ivedilikle değiştirilmesini; sakatlık oranı sağlık kurulu raporlarıyla belirlenirken vücut fonksiyon kaybı oranının yapılacak yasal düzenlemeler sonucunda uzman bir kurul tarafından belirlenmesini istemekteyiz. 

Bir süredir eğitim alanında gerçekleştirilmek istenilen kaynaştırılmış eğitim adı altındaki uygulamalarla, özel eğitim alanında faaliyet gösteren, görme engelli okullarının müfredat bakımından zayıflatıldığını, bu okullara öğrenci alınmamasına yönelik bir tutumun fiili durum yaratmak suretiyle gerçekelştirildiğini yaşamakta ve görmekteyiz. Oysa, görme engellilerin, mutlak, sahip oldukları vasıf ve düzeylerinin gereği, kaynaştırılmış eğitim öncesinde tam donanımlı bir özel eğitim okulunda, sevyelerine göre belirli süre eğitim almaları gerekmektedir.

Bu cümleden olmak üzere, özel eğitim okullarında, görme engellilerin öğrenemeyeceği var sayılarak gerekli eğitim çalışmaları yapılmayan, fen ve matematik alanlarındaki yetersizlikler nedeniyle, ilköğretimin ardından TEOG kurallarına göre gerçekleştirilen yerleştirmelerden görme engelliler, olumsuz biçimde etkilenerek, içlerinden çok azı Anadolu liselerine kayıt yaptırabilmekte, diğerleri ise, bölgelerindeki okul yetersizlikleri veya program uygunsuzlukları nedeniyle, evlerinden oldukça uzak okullara yönlendirilmektedirler. Bu durum, bir kaç yıla kadar görme engellilere üniversite kapılarının kapanmasına neden olacaktır.

Dolayısıyla, konunun bakanlıkça ivedi biçimde ele alınarak, dezavantajların bertaraf edildiği düzenlemelere gidilmesi gerekmektedir.

Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri Anayasamıza göre devletin asli yükümlülüğü iken, bu hizmetler son yıllarda hızla özel sektöre devredilmiş bulunmaktadır. Bu hizmetlerin pahalılığı nedeniyle devletçe yapılan ödemeler yeterli olmadığından özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin niteliği bir hayli düşmüş, bu alan vahşi bir rekabetin ve rant hırsının egemenliğine terk edilmiştir. Bu merkezlerde eğitilen engelliler ayda en fazla 10 saat eğitim görmekte, bu eğitimse, onların gelişimine ve gerekli yararı görmelerine yetmemektedir.

Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin daha çok kaynak ayrılarak devlet tarafından sürdürülmesini, mevcut özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerindeki eğitim süresinin haftanın beş günü yarım güne çıkarılmasını istiyoruz.

İlk kez Özürlüler Kanunu ile, tüm engellilere verilmesi ön görülen, bakım hizmetlerinde de ciddi sıkıntılar devam etmektedir. Bu alan da, acımasız rekabet ve rant hırsına teslim edilmeye adaydır. Yapılan ödemeler özel sektörce yeterli bulunmadığından özel bakım evleri açılmamakta, sermaye çevreleri, ilgili bürokrasiyi de etkileyerek ödeneklerin bugünki düzeyinin iki üç misline çıkarılması için baskı oluşturmaktadır. Bakım hizmetlerine ayrılan kaynaklar sınırlı olduğundan özellikle evde bakım hizmetlerinde son derece müşkülpesent ve cimri davranılmakta, engelli vatandaşlarımızın aileleri, uzun bürokratik işlemlerle taciz edilmektedir.

Bakım hizmetlerinin verilmesinin koşulu olarak konulan,  ailedeki birey başına gelirin asgari ücretin 2/3’nün altında olması zorunluluğunun kaldırılmasını, yoksulluk ölçütü kullanılmadan bakıma muhtaç tüm engelli vatandaşlarımızın bakım hizmetlerinden ücretsiz yararlanmalarının sağlanmasını,  en iyi bakımın aile ortamında yapılabileceği gerçeğinden hareketle evde bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını ve özendirilmesini, bakıma ayrılan kaynakların artırılması için bakım sigortası sistemi ile sağlam güvencelere kavuşturulmasını istiyoruz.

Bilindiği gibi, yasalar çerçevesinde zorunlu istihdam kotaları bulunmaktadır. Devlet memurlarının %3’ünün, 50 ve 50’nin üzerinde işçi çalıştıran iş yerlerinde özel sektör kuruluşlarında %3’ünün, kamu sektöründe ise %4’ünün engelli olması zorunludur. Bu zorunluluğa uymayan özel sektör ve kamu işverenleri istihdam etmedikleri her engelli için her ay bir ceza ödemekle yükümlüdür. Ancak bu uygulama devlet memurluğu için geçerli olmadığından zorunlu engelli memur istihdamı son derece düşük düzeyde gerçekleştirilmektedir. Öyle ki, temmuz ayında da, basının gündeminde yer alan ve açılan engelli kamu personeli seçme sınavı sonuçlarına göre atanacağı açıklanan 3000 kişinin sayısının arttırılmasına yönelik gerçekleştirilen eylemlerin ardından, çalışma ve sosyal güvenlik bakanı tarafından bu kontenjanın başlangıçta en az altı bine çıkartılacağı sözü tutulmamış, sadece 4200 kadro açılmış, bunlardan da, sadece 2200 kişiye yakını doldurulmuştur. Yani: verilen sözlere rağmen, 3000 sayısı bırakın 6000 olacağına, aynen dahi korunamayarak, 2200 rakkamında kalmıştır.

Para cezası uygulamasının devlet memurluğu kadroları için de, uygulanmasını,  engelli işçi ve memur kadrolarının ivedilikle doldurulmasını, kendi işini kuran engellilere kredi ve vergi kolaylıkları sağlanmasını, kotaların kaldırılması yönündeki çalışmalara son verilmesini istiyoruz.

Hala bütün acımasızlığı ile süre giden engellilere yönelik ayrımcı düzenlemelerin ve uygulamaların sona erdirilmesi ve kamuoyunun bu hususta bilinçlendirilmesi için TBMM’den ayrımcılık yasasının bir an önce çıkarılmasını istiyoruz. 

Ülkemizin de onaylayarak yürürlüğe koyduğu Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesine uyularak engellileri ilgilendiren düzenlemelerde ve uygulamalarda engelli örgütlerinin söz ve karar sahibi olmasını, ivedilikle Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesinin eki olan İhtiyari Protokolün de TBMM’de onaylanarak İç Hukuk metni haline getirilmesini istiyoruz.



© Türkiye Körler Federasyonu - 2014


 23.11.2017 Günlük İstatistik   Tekil : 10 - Sayfa Görüntülenme : 11 - Toplam : 254758

Kocaeli Bilişim Web Tasarımı Hizmetleri