Türkiye Körler Federasyonu Logosu
 Son Güncelleme Tarihi : 18 Ekim 2017 Çarşamba
  Ana Sayfa Yap - Sık Kullanılanlara Ekle
Anasayfa
İletişim
Tüzüğümüz
Üyelerimiz
Yönetim Kurulumuz
Duyurular
Faaliyet Raporu
Ufkun Ötesi Dergisi
Videolar
Uluslararası
Arşiv
Engelli Mevzuatı
Beyaz Baston Klibi
Yorum ve Makaleler
Türkiye Körler Federasyonu ve İmza Sorunu
İlgili Kurum ve Kuruluşlar
Örgüt Şeması ve Erişim Bilgileri
Engelli Aileleriyle Dayanışma

Özel Eğitim Komisyon Raporu

3. Uluslararası Kör ve Az Görenlerin Eğitimi, Rehabilitasyon Sorunları ve Çözüm Önerileri Sempozyumu
   

MEDYANIN ENGELLİLERE BAKIŞI

Bilginin üretilmesi ve aktarılması insanlık tarihi boyunca çok önemli bir uğraş olmuştur. Geçen zamanla beraber her alanda değişime uğrayan yaşam tarzlarında, bilgiyi kullanma ve aktarma biçimlerinde de değişim ve gelişmeler görülmüştür. Gelişen teknoloji iletişim alanına da yansımış ve kitle iletişimi ortaya çıkmıştır. Son yarım asırda gerçekleşen teknolojik gelişmeler, insanların kullanımına açık olan iletişim araçlarının neredeyse tümünü etkilemiştir. İletişim alanında yaşanan bu gelişmeler sonucu ortaya çıkan yeni iletişim araçları, yaşamı kolaylaştırmak adına günlük yaşamda önemli bir unsur haline gelmiştir.

Bu genel bir aktarımdan sonra Günümüzde Yasama, Yürütme ve Yargı erkinden sonra dördüncü büyük güç olduğu söylenen medyanın ekonomik, siyasal ve sosyal alanlarda toplumun tutum, düşünce ve davranışlarını etkileme gücü oldukça fazla olduğu söylenebilir. Hatta medyanın Dünyayı bile değiştirme gücüne sahip olduğu da ifade edilebilir.

Ancak insanlığın geldiği uygarlık seviyesinde çok önemli bir araç konumunda olan medya bu özelliğini gerçekten doğru olarak kullanabilmekte midir acaba? Engellilik alanında buna bakıldığında Ne yazık ki bu soruya verecek olumlu bir yanıtımız bulunmamaktadır. Bu halde Medyada verilen mesajları engelliler açısından değerlendirecek olursak, bazı temel özelliklere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bunların başında; engelliler ve engellilik hakkında topluma, hala bin yıllardır süre gelen yanlış, önyargılı, ayrımcılık içeren mesajlar verilmektedir. Medyanın engellilere bakış açısını genel olarak şu başlıklarda özetleyebiliriz. Bunlar;

a) Engellileri Yok saymak ya da onlara çok sınırlı bir biçimde yer vermek:

Burada anlatılmak istenen; medyanın engellileri haber konusu olarak göz ardı etmesi ve onları yok saymasıdır. Büyük yayın kuruluşları tarafından sürdürülen haberciliğe yönelik basit bir inceleme bile, ayrımcılığa maruz kalmak bakımından “kırılgan” bir konumları olan kişiler ve grupların haberlerden ya büsbütün dışlandıklarını ya da haberlerde çok sınırlı ve çoğu zaman ayrımcılığı sürdürecek biçimlerde temsil edildiklerini göstermektedir.

Engellilerin eşit yurttaşlar olarak toplumsal yaşama katılmalarını hedef alan mesajların toplum üzerinde etkisi hemen görülmemektedir. Bu nedenle amacı sadece reyting olan medya, engellilerle ilgili haberlere pek yer vermemektedir.

Burada örnek olarak; 15 Ekim Dünya Beyaz Baston gününde görme engelli sivil toplum kuruluşları tarafından görme engelli bireylerin fiziksel çevreye erişim hakkının önünde sorun teşkil eden mimari engellere dikkat çekmek için yapılan basın açıklamalarını verebiliriz. Zira bu tür basın açıklamaları büyük medya kuruluşlarının pek dikkatini çekmemektedir ve bu nedenle de bu tür haberler genelde medyada pek yer almamaktadır. Aslında medya burada da engellileri görmemezlikten gelerek onları yok saymakta ve onlara karşı ayrımcı tutum ve davranışlar göstermektedir.

b) Engellileri Olumsuzlukların konusu yapmak:

Burada medya, engelliler hakkında toplumda yaygın olan korunmaya muhtaç, toplumun diğer üyeleriyle eşit olmayan mağdur, aciz görülmek şeklindeki önyargıları desteklemektedir. Verilen mesajlarda engelliler çalışamaz, eğitim göremez, başkalarına muhtaç insanlar vurgusu yapılmaktadır. Medyanın bu tavrı da engelliler hakkında doğrudan ayrımcılık içeren davranışlardır.

Örneğin; “iş verdik daha ne istiyorsun”? “sizi adam yerine biz koyduk”. Diyen siyasetçilerin ifadelerinde olduğu gibi.

c. Engellilerin sıradan davranışlarının abartılması ve onlara olağan üstü güçler yüklenmesi:

Burada da verilen mesajlarda görüntü olarak engellilere olumlu bakılıyormuş gibi gösterilse de aslında verilen mesajlarda genelde toplumda engelliler hakkındaki önyargılı bakış açıları daha da pekiştirilerek vurgulanmaktadır.

Bu mesajlar medyada oldukça çok yer almaktadır. Örneğin; tekerlekli sandalye kullanıyor ama basketbol oynuyor. Görmüyorlar ama evlenmişler hem de dünyalar güzeli bir kızları olmuş. Kimseden yardım almadan yaşıyorlar.

Burada verilmek istenen mesaj aslında engelliler, “spor yapamaz, evlenemez, çocukları olamaz”. Çocukları bir şekilde olduysa bile onlara “kendileri bakamaz. Günlük yaşamını başkalarından yardım almadan götüremez. Bunları sadece bazı yetenekli, özel olan engelliler yapabilir”. Gibi anlatılmaktadır.

Sonuç olarak engelli kişiler, medya da verilen mesajlarda; genelde kötü, sevilmeyen, istenmeyen, farklı, komik, değersiz, anormal, tehlikeli, suçlu gibi gösterilmekte ve bu önyargılara neden olmaktadır. Engellilere önyargılı bakışın sonucu ise kuşkusuz izolasyon, ayrımcılık, gizlilik, aşağılanmadır. Önyargılı düşünce ve davranışlar tarih boyunca engellilerin sırtında taşıdığı bir yük olmuştur. Bugün gelinen nokta, hızlı değiştiğini varsaydığımız dünyanın temel sorunlarda pek yavaş döndüğünü bize göstermektedir.

Fransa’da her sene medya hakkında bir çalışma yürütülmekte; bir haber incelenmekte analiz edilmektedir. Hazırlanan rapora göre medyada yer alan birini insanlar hemen tanımaktadır.

Yine Fransa da Hangi haberlerin basında yer aldığı üzerine bir araştırma yapılmış buna göre; Altın madalya alan engelli bir kadın önce medya da hiçbir şekilde yer almamıştır. Çünkü burada medya ile iletişime geçilmemiş ve altın madalya kazanan engelli kadın medyaya tanıtılmamıştır. Bu nedenle de doğal olarak sonuç alınamamıştır.

Bu olay üzerine bir çalışma yapılmıştır. Burada Öncelikle medyanın dikkati nasıl çekilecektir? Bu araştırılmıştır. bir farklılık keşfedilmiştir. Verilmek istenen mesajın öznesinde ailesinde farklı bir şey bulunmaya çalışılmıştır.

Olayımız için; önce Medya çalışanlarıyla iletişime geçilmiştir. Altın madalya alan kadının yaşamı öyküleştirilmiştir.

Buna göre Fransa da ilk defa engelli bir kadın altın madalya almaktadır. Engelli kadın spor yapmaya atletizmde başlamıştır. Alacağı altın madalyayı annesine hediye edecektir. Bu kadının annesi kanser hastasıdır. Haber bu şekilde tasarlandıktan sonra bütün ulusal medyanın ilgisini çekmiş ve haber medyada yer almıştır. Demek ki; Bir haberi medyada sunarken mutlaka onun öyküleştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca medyada yer alan bir haberde mutlaka Her zaman iletişim bilgileri paylaşılmalıdır.

Dünyada Medyanın toplumun davranışlarını değiştirdiği üzerine yapılmış birçok araştırma bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Walt Disney’in çocuklar üzerinde önemli etkileri olduğunu tespit eden araştırmadır.

Engelli sivil toplum kuruluşları medyayı bu kadar az kullanabilirken hak temelli bakışla verilen engelli insan hakları mücadelesinde önemli bir kazanım elde edilmesi oldukça güçtür. Zira verilen engelli insan hakları mücadelesinde Medyanın gücünden ve etkisinden mutlaka yararlanılması gerekmektedir.

Bununla ilgili yine Fransa da bir çalışma yapılmıştır. Buna göre; Bütünleştirilmiş eğitimden yararlanan tekerlekli sandalye kullanan bir engelli öğrenci evinden çok uzakta olan bir lisede okumaktadır. Zira evine en yakın lise burasıdır. Okulun yolu tekerlekli sandalye kullanımına pek uygun değildir. Kaldırımlarda rampa bulunmamaktadır. Trafiğin çok yoğun aktığı Büyük caddelerden gitmesi de çok tehlikelidir. Bu nedenle engelli öğrenci okul için yolunu oldukça uzatmakta başka bir güzergâh kullanmaktadır. Evden çok erken saatte çıkmakta okula çok yorgun halde ulaşmaktadır. Ayrıca aynı şey akşam okuldan eve dönerken de yaşanmaktadır. Üstelik eve geldiğinde ders çalışamayacak kadar yorgun olmaktadır. Zaten sabah erken kalkacağı için; erken yatması gerekmektedir. Yani yolun koşulları engelli öğrencinin okuldaki başarısını düşürmektedir.

Bu durumun çözüme kavuşturulması için bir yerel gazete ile anlaşılmıştır. Haber bir hafta boyunca gazetede her gün yayınlanmıştır. En sonunda yerel gazetenin haberi büyük medyanın dikkatini çekmiş onlarda da yer almaya başlamıştır. Bir anda olay bütün ülke tarafından öğrenilmiştir. Eğitim bakanı olaya el koymuş ve hemen sorun çözülmüştür. Yollara, kaldırımlara rampa yapılmıştır.

Yani, İnsan onur ve halsiyetinin dokunulmazlığı temelinde; engellilere yönelik ayrımcılıkla mücadelede ve temel hak ve özgürlüklerden engellilerinde tam ve diğerleriyle eşit şekilde yararlanmaları amacıyla verilen engelli insan hakları mücadelesinde medyanın toplum üzerindeki deyişim ve dönüşüm sağlanmasında olan gücünden ve etkisinden mutlaka yararlanılmalıdır. Ve medya aracılığıyla davanın görünür hale getirilmesi gerekmektedir.

Kuşkusuz Medya aracılığıyla engellilerin örgütlenmesi de kolaylaşır. Çünkü medya üzerinden engelli bireylere ulaşılır onlara örgütlerin çalışmaları hakkında bilgi verilir. Fakat Medyada verilecek mesaj örgütün bütün üyeleri tarafından bilinmelidir. Aksi takdirde bir üye medya üzerinden farklı bir mesaj yayınlarsa burada örgütün bütünlüğü sarsılır. Bunun için de Engelli örgütlerinin Kuruluş içinde ve dışında adil, şeffaf, katılımcı olmaları gerekmektedir. Ayrıca günümüzde sosyal medya kullanılmadan etkin, dinamik olarak varlık ve mücadele sürdürülmesi mümkün değildir.

Örneğin; bu günlerde önemli bir sorunsal olan görme engelli bireylere iki tanık huzurunda imza atmalarını zorunlu kılan noterler hakkında nasıl bir basın metni hazırlanmalıdır; kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla nasıl bir eylem yürütülmelidir? Ve bu sorunsalın çözümüne medya kanalıyla nasıl ulaşılmalıdır? Zira bilindiği üzere engelli sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’de Kullandığı kaynaklar oldukça kısıtlıdır. Bu nedenle akılcı davranılmalıdır. Sonuç olarak: Engellilerin toplumsal yaşamda Görünürlüğünü ve katılımını sağlanmasında medyanın büyük önemi bulunmaktadır.

Medyada sürekli Engelli kavramı ile toplumsal yaşamın erişilebilir olması gerektiğinin anlatılması gerekmektedir.

Medya da engelliler hakkında mesajlar verilirken asla duygu sömürüsü yapan mağduriyet içeren mesajlar verilmemelidir. Engelliler hakkında pozitif, güçlü mesaj verilmesi asla elden bırakılmamalıdır.

Av. Müjgan bilgen özen




© Türkiye Körler Federasyonu - 2014


 23.11.2017 Günlük İstatistik   Tekil : 38 - Sayfa Görüntülenme : 39 - Toplam : 254786

Kocaeli Bilişim Web Tasarımı Hizmetleri