Türkiye Körler Federasyonu Logosu
 Son Güncelleme Tarihi : 18 Ekim 2017 Çarşamba
  Ana Sayfa Yap - Sık Kullanılanlara Ekle
Anasayfa
İletişim
Tüzüğümüz
Üyelerimiz
Yönetim Kurulumuz
Duyurular
Faaliyet Raporu
Ufkun Ötesi Dergisi
Videolar
Uluslararası
Arşiv
Engelli Mevzuatı
Beyaz Baston Klibi
Yorum ve Makaleler
Türkiye Körler Federasyonu ve İmza Sorunu
İlgili Kurum ve Kuruluşlar
Örgüt Şeması ve Erişim Bilgileri
Engelli Aileleriyle Dayanışma

Özel Eğitim Komisyon Raporu

3. Uluslararası Kör ve Az Görenlerin Eğitimi, Rehabilitasyon Sorunları ve Çözüm Önerileri Sempozyumu
   
14-15 MAYIS 2016 HAK TEMELLİ MÜCADELE VE ENGELLİ ÖRGÜTLENMESİ: DÜNDEN YARINA ARAYIŞLAR ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRİSİ

Hak Temelli Mücadele ve Engelli Örgütlenmesi: Dünden Yarına Arayışlar Çalıştayı, 14-15 Mayıs günleri, Beşiktaş Belediyesinin ev sahipliğinde İstanbul Akgün Otelde yapıldı. Toplantıya 18 kuruluşu temsilen 80 kişi katıldı. İşitme engellilerin ilgi göstermediği toplantıda görme engelli ve bedensel engelliler ağırlıklı olarak yer aldılar. Katılımcıların 26’sı kadın, 54’ü erkekti. Engelliler Konfederasyonuna bağlı sivil toplum örgütleri 41, diğer kuruluşlar 39 kişi ile temsil edildi.

Çalıştayın 14 Mayıs günündeki sabah oturumunda;
• Sosyolog Mehmet Emin Demirci ve Yrd. Doç. Dr. Dikmen Bezmez: Dünya’da Engelli Örgütlenmesinin Tarihçesi ve Bugünkü Durum,
• Av. Hasan Tatar ve Mustafa Özsaygı: Türkiye’de Engelli Örgütlenmesinin Tarihçesi ve Bugünkü Durum,
• Hakan Özgül: Engelli Örgütlenmesinde İlkeler ve Değerler,
• Prof. Dr. Kasım Karataş ve Av. Turhan İçli: Mevcut Engelli Örgütlenmesi Modelleri ve Yeni Model Arayışları konularında sunumlar yaptılar.

Aynı gün öğleden sonraki oturumda;
• Türkiye’deki Engelli Örgütlenmesinin Sorunları ve Çözüm Önerileri,
• Hak Temelli Mücadelede Örgütlü Mücadelenin Yeri Temel İlkeler ve Değerler,
• Farklı Örgütlenme Modelleri ve Yeni Model Arayışları
konu başlıkları ile ortalama 25’er kişinin katıldığı üç çalışma grubu oluşturuldu. Gruplar ayrı ayrı toplanarak konularını tartışıp rapor haline getirdiler. 15 Mayıs günü öğleden sonraki oturumda büyük grup toplantısı gerçekleştirildi. Önceki gün çalışan küçük grupların sözcüleri raporlarını sundular:
• “Türkiye’deki Engelli Örgütlenmesinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” çalışma grubunun sözcülüğü Eğitimde Görme Engelliler Derneği Genel Başkanı Öğretmen Emre Taşgın, • “Hak Temelli Örgütlenmede İlke ve Değerler” çalışma grubunun sözcülüğü Siyaset Bilimci ve Sosyal Hizmet Uzmanı Bayram Oran, • Farklı Örgütlenme Modelleri ve Yeni Model Arayışları çalışma grubunun sözcülüğü Prof. Dr. Kasım Karataş tarafından yapıldı.
Bu raporlar üzerinde yapılan görüşmelerden sonra aşağıda sunulan sonuç bildirisi kabul edildi.

Sonuç Bildirisi

Türkiye’deki Engelli Örgütlenmesinin Sorunları ve Çözüm Önerileri:
21. Yüzyıl, tüm dünyada, engellilik alanı da dâhil olmak üzere bütün alanlarda, sistemli ve örgütlü faaliyetlerin zaafa uğradığı bir dönemdir.
• Bu koşullarda engelli örgütlenmesinin sorunlarını ve çözüm yollarını araştırıp süreci tersine çevirebilecek önlemleri almak bir zorunluluktur.
• Günümüzde, “engelli örgütlerinin misyonu ne olmalıdır” sorusunun tartışılmasına gerek vardır.
Örgütlerin benimsediği politikalarla örgütlere katılması beklenen kişilerin öncelikleri ve beklentileri arasında farklılıklar bulunmaktadır. Özellikle 5378 Sayılı Engelliler Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu farklılıklar daha da derinleşmiş, derneklerin rolü yeniden tartışılmaya başlanmış; Engelliler Kanununun getirdiği kazanımlar ortamında engelliler kitlesinin psikolojisine ve gereksinimlerine göre dernekler kendilerini yenileyememişlerdir.
• Bu nedenle engelliler alanında faaliyet gösteren örgütler, yeni koşullara göre kendilerini gözden geçirmeli ve yeniden yapılandırmalıdırlar. Günümüzde iletişim araçlarının çeşitliliği bilgi kaynaklarına erişmeyi kolaylaştırmıştır. Engelli dernek üyeleri, daha önce yalnızca kendi derneklerinden elde ettikleri bilgileri, teknoloji sayesinde her yerden edinebilir duruma gelmişlerdir. Bu durum bireylere, derneklere üye olmadan bilgiye erişim olanağını sağlamıştır. Bu nedenlerle;
• Engelli örgütleri iletişim çağına uygun örgütsel stratejileri geliştirmeli ve gereken önlemleri almalıdırlar.
• Engelli örgütleri genel talepler yerine, temsil ettikleri kitlenin gereksinimlerine uygun talepleri ortaya koymalıdırlar. Böylece engelli kitlesinin örgütleri desteklemesi ve onlara etkin katkı sunması yönündeki isteklilikleri artacaktır.
Ailelerin aldıkları sosyal yardımları kaybetme endişesiyle engelli çocuklarının örgütlere üye olmalarını istememeleri de örgütlenmeyi zayıflatan ögelerden biridir. Engellilerin İş bulup ekonomik gücünü elde ettikten sonra derneklerden uzaklaşmaları da rastlanan olgular arasında yer almaktadır.
• Engelli örgütlenmelerinin bu gerçekleri bilerek hareket etmesi ve gereken önlemleri alması gerekmektedir.
• Engelli örgütleri, üyelerinin özgüvenlerini artırıcı ve kişisel gelişimlerini güçlendirici sanatsal, sportif, mesleki etkinlikler yaparak kendilerini hedef kitlesi için cazip hale getirmelidirler. Böylece derneği tanıyan ve benimseyen engelli birey, ilerleyen dönemde örgüt içerisinde daha etkin roller üstlenecektir. Genel olarak toplumun engelliler, engellilerin ihtiyaçları ve sorunları hakkındaki farkındalığı düşüktür. Bu yüzden;
• Engelli örgütlerinin görevlerinden biri de toplumun engelliler, engellilerin ihtiyaçları ve sorunları hakkındaki farkındalığının geliştirilmesi doğrultuda politikalar geliştirmek olmalıdır.
• Eğitim sistemine, ilkokuldan itibaren, engellilik konusunun dâhil edilmesi için girişimlerde bulunmalıdırlar.
• Gençlerin engelli örgütlerine katılımı özendirilmeli, örgüt üyelerinin tamamının söz ve karar sahibi olabileceği mekanizmalar oluşturulmalıdır.

Her engel grubunun kendi içine kapanıp diğer engel gruplarına açılmaması, engelli örgütleri arasında eşgüdüm eksikliğine neden olmaktadır. Öte yandan bazı engelli örgütlerinin sadece bir engel grubundan üye kabul etmesi ve engelli olmayanlara kapılarını kapatması bu örgütlerin toplumla bütünleşmesini engelleyen bir unsurdur.
Toplumda örgütlenmeye dair var olan muhafazakâr değerler, örgüt üyelerinin başına bir iş gelebileceğinin düşünülmesi gibi çeşitli şekillerde örgütlenmeye sıcak bakılmamasına neden olmakta; bu da örgütlenme düzeyinin geriliğinin nedenlerinden birini oluşturmaktadır.
1990'lı yıllardan başlayarak engelli örgütlerinin elde ettiği kazanımlar, artık bu örgütlere gereksinim kalmadığı algısına yol açmaktadır. İşitme engelli bireylerin kendilerini yeterli ve etkili bir biçimde ifade edememeleri, örgütsel etkinliklere katılımlarını engellemekte ve taleplerini aktarmalarını zorlaştırmaktadır. • Engelli örgütleri temsil ettikleri engelli grubu içerisindeki çeşitliliği dikkate alan politikalar geliştirmeli; örneğin görme engelli örgütlerinde az görenlerin, işitme engelli örgütlerinde az duyanların talepleri de hesaba katılmalıdır.
• Engelli örgütlerinin kapasitelerini geliştirmeleri için üye potansiyellerini iyi değerlendirmeleri ve üyelerde aidiyet duygusu uyandırmaları gerekmektedir.
• Düzenlenen etkinliklere engelli örgütleri dışındaki kuruluşları davet etmek ya da onların düzenlediği etkinliklere katılmak, toplumun diğer kesimleriyle iletişim halinde bulunmak açısından önem arz etmektedir.
• Engelli örgütlerinin alanlarıyla ilgili veri ortaya koyarken mutlaka alan taraması yapmaları, anket, mülakat, gözlem ve benzeri yöntemleri kullanmaları, yalnızca Bilgi Edinme Kanunu ya da benzeri biçimde kamudan alınan bilgilerle yetinmemeleri gerekmektedir.
• Engelli örgütlerinin, ele aldıkları konularda yaşanan son gelişmeleri ve güncel mevzuatı takip ederek üyelerini bilgilendirmeleri onların konumunu güçlendirecektir.
• Engelliler alanında faaliyet gösteren engelli örgütlerinin; raporlama, sunum teknikleri, izleme, savunuculuk, lobi çalışmaları, iletişim stratejileri ve engelli mevzuatı gibi konularda kapasitelerini güçlendirici eğitimlere gereksinimi bulunmaktadır. Bu şekilde, eldeki insan kaynağı güçlendirilebilir ve yeni insan kaynağı yaratılabilir.
• Dernekler mevzuatındaki esneklik fırsat haline getirilerek engelli örgütlerinin iç dinamiklerini oluşturma ve güçlendirmede kullanılabilir.
• Sosyal medya etkin bir biçimde kullanılarak üyelerle dinamik bir iletişim kurulabilir, kamuoyu duyarlılığı artırılabilir.
Engellilerin belirli bir sorununa odaklanan alan örgütlenmeleri son derece önemlidir.
• Bu örgütlerin çatı örgütleri içerisinde yer alabilmeleri için çatı örgütlerindeki katılımcılığın ve çoğulculuğun güçlendirilmesi, alan örgütlerinin çatı örgütleri içerisinde eriyecekleri yönündeki endişesinin giderilmesi gerekmektedir.
Engelliler alanındaki örgütlerin sayıca kalabalık gözükmesi, onların hak eksenli mücadele yürüten örgütlenme mi, yoksa istismarcı örgütlenme mi olduğu konusunda kafa karışıklığı yaratmaktadır. Bu nedenle;
• Hak eksenli örgütlenmenin kriterleri oluşturulmalı ve çatı örgütlere bu kriterlere uygun olan dernekler kabul edilmelidir.
• Kadınlar örgüt yönetimine katılım hususunda cesaretlendirilmelidir.
• Randevu ya da toplantılarda "bir kadın da olsun" bakış açısıyla kadınlara yer verilmemeli, kadınların bu tür organizasyonlarda söz söyleme hakkı kısıtlanmamalı, onların yönetim ve temsiliyet süreçlerinde daha etkin rol alabilmeleri sağlanmalıdır.
• Engelli kadınların sorunlarına yönelik erkekli kadınlı bir politika belirlenmesi ve kendi alanında aktif kadınların yönetimlerde değerlendirilmesi gerekmektedir. Kadınlar yalnızca "kadından sorumlu başkan yardımcılığı" gibi görevlere getirilmemelidir.
ST֒lerin faaliyetlerini gerçekleştirmeleri için kuşku yok ki gelir kaynaklarına gereksinim vardır. ST֒lerin amaçlarıyla bağdaşmayacak kadar az gelirlerinin olması gibi daha fazla kaynağa sahip olmaları da sorundur. O zaman örgütün STÖ konumu zayıflar, ekonomi yönü kuvvetlenir. En temel sorun kalıcı genel - geçer sürdürülebilir amaçların tespit edilip gerekli bütçelemenin yapılamıyor oluşudur. • STÖ bünyesindeki her yapı alanıyla ilgili kapsamlı bir plan yapar ve kaynağını belirlerse bu sorun aşılmış olur.
• ST֒lerin faaliyetlerini gerçekleştirmek için çok büyük paralara gereksinimi olmadığı, daha fazlasını kazanmak için çaba göstermenin insan kapasitesinin kaynak arayışına yönlendirilmesi sonucunu ortaya çıkaracağı ve ST֒leri amacından saptıracaktır.
ST֒lerde aidat ödeme, gelir kaynağı olmaktan daha ziyade üyelerin kendilerini o örgüte ait hissetmeleri bakımından önemlidir. Ancak aidat toplama, ST֒lerde ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

• Bu sorun üyelerin bilinç düzeyinin yükseltilmesi ve örgüte aidiyet duygusunun güçlendirilmesiyle çözülebilir.
• Masrafları minimize etmek için ST֒lerin kendilerini yakın hissettiği örgütlerle ortak ofis masrafı üstlenmesi yerinde olabilir.
• Derneklerde mutlaka profesyonel kadroların yer alması gerekmektedir.
Engellilerin, daha çok engelliler adına kurulduğu söylenen ve engelsiz bireylerin kurduğu ST֒ler tarafından istismar edildiği ve engelliler adına kamu kurumlarında (okul vb.) para toplanmasının istismara yol açtığı görüşü ifade edilmiştir. Diğer taraftan istismar endişesi nedeniyle derneklerin bazı faaliyetleri gerçekleştiremediği tespiti yapılmıştır.
• Gerçekleştirilecek bağış kampanyalarında kullanılacak dilin toplumun engelli bakış açısını doğrudan etkilemesi nedeniyle, bu hususa azami dikkat edilmelidir.
• Dernekler iktisadi işletmeler kurabilirler ve bu işletmeler aracılığıyla yerel yönetimlerden tuvalet, çay bahçesi gibi yerlerin işletilmesini talep edebilirler.
• Ayrıca atölye türü üretime yönelik faaliyetler yoluyla gelir elde edilebilir.
• Bu iktisadi işletmelerin engellilerin günlük yaşamında kullandığı araç gereçleri üretmesi ve ticaretini yapması, yeni üye sağlamanın yanı sıra üyelerinin verimliğini de artırabilecektir.
• Engelli örgütlerinin yerel ve genel kaynak sorunlarının çözülmesi için ticari konularda, belli sınırlar çerçevesinde, yasal düzenleme yapılması gerekmektedir.
• Amaca yönelik projeler gerçekleştirilebilmesi için, ilan edilen fon kaynakları yakından takip edilmelidir.
Hak Temelli Mücadelede Örgütlü Mücadelenin Yeri Temel İlkeler ve Değerler:

Hak temelli örgütlenmede aşağıdaki ilke ve değerlerin gözetilmesi öngörülmüştür.
1. Kapsayıcılık
2. Evden çıkarmaya odaklanma
3. İşbirliğine ve diyaloğa açık olma
4. Bilgi ve değer paylaşımını amaçlama
5. Her türlü ayrımcılığa karşı çıkma
6. Ajitasyon ve acındırmaya karşı duruş
7. Bütün örgütlenme biçim ve anlayışlarına saygı duyma
8. Dayatmandan uzak durma
9. Uzlaşmayı esas alma
10. Engellilik alanındaki yeni oluşumlara saygı duyma
11. Gençlerin katılımı ve yetişmesini esas alma
12. Hak temelli mücadele yürütme
13. İdeolojiler dışı olma
14. Diğer toplumsal kesimlerin yaşadığı sorunlara duyarlı olma
15. Ticari hedef ve kaygılardan uzak durma
16. Eleştiriye açık olma
17. Tam bağımsızlık
18. Yatay hiyerarşiye duyarlı olma
19. Hesap verebilir olma
20. Denetlenebilir ve sorgulanabilir olma
21. İnsan hakları modeline dayalı olma
22. Toplumsal cinsiyete duyarlı olma
23. Yeniliklere açık olma
24. Belirli hedeflere sahip olma
25. Açık olma
26. Katılım (üyelerin kararlara katılımını sağlama)
27. Bilimsel yöntemleri kullanma
28. Net bir duruşa sahip olma
29. Doğaya saygılı bir anlayış sahibi olma
30. Direngen bir kararlılık sergileme
31. Dayanışma duygusunu yaratma
32. Aidiyet duygusu yaratma
33. Engelli bakış açısına sahip olma
34. Örgüt içi muhalefete saygı
35. Demokratik değerlere dayanma
36. Eşit ve onurlu bir yaşam hedefleme
37. Farklılıklara saygı
38. Engellilik olgusunu bir toplumsal sorun olarak algılama
39. Örgütlenme Özgürlüğü
40. Taşra örgütlenmesinin önemsenmesi
41. Toplumsal barışın savunuculuğunu yapma
42. Engellilerin tepe örgütlenmesi

Farklı Örgütlenme Modelleri ve Yeni Model Arayışları:
Türkiye’de mevcut engelli örgütlenmelerini göz önünde bulundurduğumuzda aşağıdaki nedenlere bağlı olarak farklı örgüt yapı ve modellerin geçerli olduğu görülmektedir: Engel türlerine göre örgütlenmeler: Görme engelliler, zihinsel engelliler, İşitme engelliler, ortopedik engelliler.. bunların alt grupları olarak down sendromlular, red sendromlular, serabral palsililer, otistikler vb. Tek engel grubunu kapsayan (Türkiye Körler Federasyonu, Bedensel Engelliler Federasyonu, İşitme Engelliler Federasyonu…) veya birden fazla engel grubunu kapsayan örgütlenmeler (Tüm Engelliler Federasyonu, Engelli Hakları Federasyonu …. vb )

Tek merkezli (Çorum Engelliler Derneği, Engellilerin İnsan Hakları Derneği gibi ) ya da birden çok şubesi olan örgütlenmeler (Altınokta Körler Derneği, Türkiye Sakatlar Derneği) Ulusal (Engelliler Konfederasyonu, Zihinsel Engelliler Federasyonu) bölgesel (Doğu Akdeniz Engelli Dernekleri Federasyonu) veya yerel ölçekte örgütlenmeyi hedef seçmiş örgütlenmeler (Bursa Engeliler Federasyonu, Samsun Engelliler Federasyonu gibi.)

Üyelerinin niteliğine göre örgütlenmeler: Engellileri (Altınokta Körler Derneği), engelli yakınlarını (Engelli Aileleri Dayanışma Derneği) ve ilgili herkesi içine alan örgütlenmeler (Beyaz Ay Derneği gibi) Odaklandıkları sorunlara göre örgütlenmeler: Engellilerin eğitimi (Eğitimde Görme Engelliler Derneği), istihdamı (Mersin Çalışanlar Desteği), teknoloji desteği (Sesli Betimleme Derneği), erişilebilirlik sorunları (Eşit Erişim Derneği) ve hukuksal sorunları (Görme Engelli Hukukçular Derneği) gibi özel alan örgütlenmeleri, Engeliler adına (Türkiye Körler Vakfı ) veya engeliler tarafından (Altınokta Körler Derneği) kurulan örgütlenmeler. Hak temelli örgütlenmeler (Türkiye Körler Federasyonu, Engelliler Konfederasyonu) yardım ve hizmet temelli örgütlenmeler (Fiziksel Engelliler Vakfı, Zihinsel Engelli Çocukları Koruma Vakfı…) Devletin vesayeti altında kurulan bağımlı (Uluslararası planda Rusya Federasyonu, eski sosyalist bloktan kopan Balkan Ülkelerinin körler birlikleri) veya sivil inisiyatife dayalı bağımsız örgütlenmeler (Fransız Körler Federasyonu Amerikan Ulusal Körler Federasyonu, Ulusal planda Türkiye Sakatlar Konfederasyonu veya Engelliler Konfederasyonu)

Üzerinde Durulan Diğer konular:

2002 Engelli Araştırmasının verdiği oranlara göre bugünkü nüfus içerisinde dokuz buçuk milyon dolayında engellinin yaşadığı tahmin edilmektedir. Bu rakamın yaklaşık dört milyonu 18 yaşından küçük olduğuna göre örgütlenme yaşında yaklaşık beş buçuk milyon engellinin bulunduğu varsayılabilir. Bunların önemli bir bölümü altmış beş yaşın üzerindeki bireylerden veya zihinsel engellilerden meydana gelmektedir. Yani örgütlenme gereksinimi ve/veya bilinci bulunmayan gruplardan oluşmaktadır. Bu durumda en fazla dört milyon dolayında örgütlenme gereksinimi olan veya örgütlenmeden yarar elde edebilecek engelli bireyin bulunduğunu ifade edebiliriz. Bugün var olan engelli konfederasyonlarına üye federasyonlara bağlı derneklerin toplam engelli üyesi 100 bin dolayındadır. Demek oluyor ki, örgütlenmeden yarar görebilecek engelli nüfusun sadece yüzde iki buçuğu zayıf ya da güçlü bağlarla çeşitli engelli örgütlerinde örgütlenmiş bulunmaktadır. Bu son derece düşük bir orandır. Örgütlenmede yarar elde edebilecek engelli nüfusun yüzde doksan yedi buçuğu, ya kendi çıkarlarının farkında olmadığı ya da örgütlenme taleplerinin önünde ciddi engeller bulunduğu için her hangi bir örgütlenme içerisinde yer alamamaktadır.

Engellilerin örgütlenmesinin önündeki en önemli engellerden biri eğitimsizliktir. Eğitim olanaklarından yararlanamama düzeyi yüzde doksanların üzerinde olan engelliler, eğitimsizlik nedeniyle kendi yaşamında örgütlenmenin yaratacağı olumlu sonuçları görememekte; bir başka anlatımla örgütlenme bilincine erişememektedirler.

Engellilerin örgütlenmesinin önündeki ikinci önemli engel, toplumumuzda demokrasi kültürünün yeterince olgunlaşmamış olması, örgütlenme ve mücadele konularına yasa dışı bir etkinlik gibi bakılmasıdır. Bu neden, sadece engelliler arasında değil işçiler, memurlar, köylüler ve toplumun geriye kalan kesimleri arasında da son derece etkilidir. 12 Mart ve 12 Eylül gibi baskıcı rejimlerin örgütlenmeyi caydırıcı etkileri demokratik örgütlenme kültürünün yetersizliğine bir de korku boyutu eklemiştir.

Engellilerin önemli bir kesiminin büyük kentlerin dışındaki taşra kasabalarında ve köylerinde yaşıyor olması ve gelişmelerden yeterince haberdar olmaması da örgütlenme talebini ve düzeyini düşüren etmenlerden biridir. Engellilerin örgütlenme talebini düşüren ancak son yıllarda diğerlerine göre daha fazla önem kazanan bir başka neden de şudur: Ülkemiz öteden beri, engellilerin sakatlıktan doğan giderlerinin tazmini yerine, kamu hizmetlerini onlara indirimli ya da ücretsiz yaparak katkıda bulunmaya yönelik sosyal destek sistemini tercih etmiştir. Bakım ve muhtaçlık aylığının yanı sıra toplu taşım araçlarından gemilere, trenlere kadar her şey engelliler için bazı durumlarda refakatçisi ile birlikte ücretsiz hale getirilmiştir. Bu durum engellilere eline geçen bakım ve muhtaçlık aylığı ile birlikte asgari düzeylerde yaşamını sürdürme olanağını sunmakta; hatta engelliler çoğunlukla yoksul aile çocukları olduklarından aile bütçesine önemli bir katkı sağlama fırsatını yaratmaktadır. Bu fırsatı ele geçiren ve elde ettiği kazanımlarla yetinen engelli bireyin örgütlenmeye ve yeni kazanımlar elde etmek için mücadele etmeye olan gereksinimi ve talebi düşmektedir. Hatta bu durumdaki engelli bireylerin bir kısmı örgütlenmeyi ve mücadeleyi ellerindeki kazanımlardan yoksun kalacakları sonuçlar yaratabileceği kaygısıyla tepki ile karşılamaktadırlar. Böylece etkin yurttaş değil himmet ve himaye ile yaşamayı tercih eden, kendi küçük dünyalarında mutlu, bu olanakları kendilerine sağlayan hükümetlere şükran duygusu içerisinde olan edilgen bireyler haline gelmektedirler.

Sayısal olarak örgütlenmiş engelliler arasında bedensel engelliler birinci sırayı tutmaktadır. Ancak derneklerde üye görünmelerine karşılık mücadele istekleri fazla yüksek değildir. Bedensel engelliler alanındaki dernekler daha çok toplanma, irtibat ve dayanışma gereksinimine karşılık vermektedirler.

Engelli kitlesi içerisinde hak temelli mücadele konusunda en dinamik unsuru bütün dünyada ve ülkemizde görme engelliler oluşturmaktadır. Engelli nüfusu içerisindeki oranları bir hayli düşük olduğu halde diğer engel gruplarına göre örgütlenme oranı daha yüksek ve mücadele kabiliyetleri daha fazladır. İşitme engelliler alanında hem örgütlenme hem mücadele düzeyi çok düşüktür. Bu engel grubunun en önemli sorunu iletişimdir. Bu nedenle kendilerini ifade etme güçlüğü çekmektedirler. İşitme engelli dernekleri de daha çok toplanma, irtibat ve dayanışma gereksinime karşılık vermektedirler.

Zihinsel engellilerin kendi kendilerini örgütleme kabiliyeti doğaları gereği son derece düşüktür. Zihinsel engelliler adına asıl sıkıntıyı çeken ve bir çıkış yolu arayan kesim zihinsel engelli aileleri, daha çok ta zihinsel engelli anneleridir. Son 15-20 yıl içerisinde zihinsel engelli derneklerinin sayısı çok artmış ve alt engel gruplarını temsil eden derneklerle birlikte çeşitlenmiştir. Down sendromlu, red sendromlu, Serebral Palsili, otistik vb. çocuklar adına kurulan dernekleri kamuoyu son 15-20 yıl içerisinde tanımaya başlamıştır. Her ne kadar engellilerin sorunları, çıkarları, gereksinimleri ve talepleri güçlü ortak bir payda yaratmakta ise de, bu durum konfederasyon ve federasyon gibi çatı örgütlenmelerine bu denli güçlü yansımamakta; çatı örgütlerinin varlığına rağmen engellilik alanındaki örgütlenme dağınık ve parçalı bir görüntü sergilemektedir. Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren engelliler alanındaki derneklerin sayısında çeşitli nedenlerle önemli artışlar meydana gelmiştir. Bunların başında engel grupları içerisindeki alt engel gruplarının kendi durumlarının farkına varıp kendi gereksinimlerini ve taleplerini karşılamak için ayrı örgütlenmeye girmesi, derneklerin sakatlığın niteliğine göre çeşitlenmesidir.

Genel amaçlı derneklerin yanı sıra eğitim, istihdam, erişilebilirlik gibi özel sorunların çözümüne ilişkin alan örgütlenmelerinin kurulmaya başlaması da dernek sayısını artırmıştır. Avrupa Birliği gibi çeşitli fon kaynaklarının yaygınlaşması, proje temelli çalışmaların artmasına ve sadece proje yapıp uygulamakla meşgul olan derneklerin kurulmasına yol açmıştır. 5253 sayılı Dernekler Kanununun tek konfederasyon ve her alanda tek federasyon zorunluluğunu ortadan kaldırmış olması ve 100 kişi gibi son derece düşük düzeyde üye varlığı bulunan derneklerde yönetimde profesyonellik uygulamasının yolunu açması, piyasaya çok sayıda, az üyeli ve profesyonel yöneticili derneğin girmesinin koşullarını yaratmıştır. Mevcut engelli örgütlenmelerinde yetişkin erkeklerin egemenliği söz konusudur. Çocuk, genç ve kadın engellilerin örgütlenme düzeyleri düşüktür. Toplumsal cinsiyete dair genel eğilimlerin engellilerin örgütlenmesine ve örgütler içindeki rol dağılımına yansıdığı görülmektedir. Mevcut örgütlerde dışlanan çocuk, genç ve kadınlar sosyal medya üzerinde örgütlenmeyi tercih etmektedirler. Engelliler alanındaki dağınık ve parçalı duruma yol açan nedenlerin yanı sıra, engelliler için önemli bir şans niteliğindeki etken şudur: Engelliler arasında her görüşten, inanıştan ve etnik yapıdan kişi bulunmasına rağmen bütün bu farklılıklar, engellilerin örgütlenmesine yansımamakta; genellikle engelli örgütleri siyasal görüş, dinsel inanış ve etnik yapı ayrımı gözetmeksizin engellileri ortak gereksinimler ve çıkarlar temelinde örgütlemeye çalışmaktadırlar. Bu durum parçalanma ve bölünmenin tersine birliğin sağlanması için önemli olanaklar sunmaktadır.

ENGELLİLER İÇİN SAĞLIKLI ÖRGÜTLENME MODELİ NE OLABİLİR?

1. Engelli örgütlenmesinde uluslararası planda dikkati çeken en önemli ayrışma bu örgütlerin devlet vesayetinde veya bağımsız olup olmadıkları ile ilgilidir. Demokratik gelenekleri güçlü olan batı ülkelerinde sivil toplumun gelişmesine ve güçlenmesine koşut olarak engelli örgütlenmeleri de ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Bu ülkelerde sivil toplum alanında meydana gelen örgütler devletten ve hükümetlerden bağımsız bir kimlik kazanmış; daha çok temsil ettikleri engelli kitlesinin inisiyatifine dayanarak varlık göstermişlerdir. Temel strateji temsil ettikleri kitle adına kamuoyu ve hükümetler üzerinde baskı ve etki grubu oluşturarak engelli haklarının gelişmesi ve engellilerin taleplerinin karşılanması için azami çabayı göstermektir.

2. Otoriter toplumsal ve siyasal yapıya sahip ülkelerde sivil toplum gelişme güçlenme olanağı bulamamıştır. Toplumsal yaşamın pek çok alanı otoriter iktidarlar ve liderler tarafından ve onların inisiyatif tanıdığı ölçülerde düzenlenmiştir. Evet, sendika vardır; fakat devlet eliyle kurulmuş ve devletle işbirliği yapan. Evet, engelli örgütleri vardır; fakat devlet vesayetinde ve devlete yardım etmek için. Bunun en çarpıcı örneği İspanya, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti ve Sosyalist Bloktan kopan Balkan Ülkelerinde yaşanmaktadır. Bu gün çoğu demokratik rejime geçmiş olan ülkelerde hala engelli örgütleri engellilerle ilgili konularda devletle işbirliği yapmak amacıyla vesayet altında kurulmuş örgütlerdir. Bu örgütler ciddi boyutlarda devlet bütçesinden destek görmekte; yöneticilerinin hemen hepsi profesyonel bürokratlardan oluşmaktadır. Bu örgütlerde liderler çok uzun sürelerle iş başında kalmakta; genellikle hastalık veya ölüm nedenleriyle görevi bırakmaktadırlar. Demokratik mekanizmalar göstermelik olarak işleyebilmekte; seçimler bir formalitenin yerine getirilmesi için yapılan bürokratik bir işlem olarak görülmektedir.

3. Örgütlenme modelinde dünya çapında dikkat çeken bir başka nitelik, bu örgütlerin engelliler adına mı, yoksa engelliler tarafından mı kurulduklarıdır. Başlangıçta hemen her ülkede toplumsal vicdanın harekete geçmesiyle engelli örgütlenmeleri engelli olmayan hayırseverler tarafından meydana getirilmiştir. Engelliler adına hayırseverler tarafından kurulan bu örgütler, engellilerin eğitimi, istihdamı ve farkındalığı açısından önemli işlevler yerine getirmişlerdir. Ancak yirminci yüzyıldan itibaren toplumsal gelişme ve aydınlanmaya koşut olarak eğitim ve istihdam olanaklarına kavuşan engelliler, kendi sorunlarına ve örgütlerine sahip çıkmaya veya yeni örgütler kurmaya başlamışlardır. Bir dönem engelliler adına ve engelliler tarafından kurulan örgütler arasında rekabet meydana gelmiş ise de daha sonra bu örgütlerin amaçları ve çalışma biçimleri doğal bir işbölümü sürecinde tanımlanmış ve karşılıklı olarak birbirini destekledikleri bir örgütsel sürece girilmiştir. Bunun en çarpıcı örneği ABD’de körler alanında yaşanmıştır. Başlangıçta Amerikan Körler Federasyonu bünyesinde bir arada bulunan engelli ve engelli olmayan bireyler çalışma biçimlerinin uyuşmaması nedeniyle zamanla bölünmüş engelliler adına hareket eden gönüllüler Amerikan Körler Konseyini kurarken; mücadeleden yana olan körler Ulusal Körler Federasyonunda bir araya gelmişlerdir. Bugün örgütlenme alanında ağır basan kuruluş Ulusal Körler Federasyonu olup Konsey daha çok hizmet faaliyetlerini organize etmektedir.

4. Yukardaki ayrışma hak temelli ve hizmet temelli örgütlenme sürecini hızlandırmış; hak temelli mücadeleden yana olan örgütler dernek statüsü ile hizmet temelli örgütler ise vakıf statüsü ile örgütlenmeye başlamışlardır. Bu gelişme engelli örgütleri arasındaki rekabeti yumuşatmış; her iki tür örgütler arasındaki dayanışma ve işbirliği olanaklarını geliştirmiştir.

Ülkemizde de süreç bu doğrultuda ilerlemektedir. Hak temelli örgütler dernek, federasyon ve konfederasyon hiyerarşisi içerisinde varlık gösterirken hizmet temelli örgütler vakıflaşmaya başlamışlardır. 5. Ülkemizde bölünmeye yol açan veya mevcut örgütlerin yan yana gelmesini ya da güçlerini birleştirmesini önleyen en önemli etkenlerden biri, örgütü para kazanmanın veya itibar sahibi olmanın bir aracı olarak gören, bu nedenle “küçük olsun benim olsun” zihniyetiyle koltuğunu terk edemeyen istismarcı anlayışların yaygın olmasıdır. Ne yazık ki, mevcut dernekler yasası da bu anlayışın meşrulaşmasına hizmet etmektedir.
Hak Temelli Mücadele Ve Engelli Örgütlenmesi: Dünden Yarına Arayışlar çalıştayı olarak yukarıdaki tespitlerin ışığında, engelli örgütlenmesinde göz önünde bulundurulması gereken temel ölçütleri aşağıda sunduğumuz gibi kabul ediyoruz.
• Dünyada ve Türkiye’de engellilerin anayasası olarak Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesini temel alıyoruz.
• Bu sözleşmedeki hakların mücadele edilerek elde edilebileceğine inanıyoruz.
• Mücadele için oluşturulan örgütlerin ağırlıklı olarak sorunu yaşayan engelli üyelerden oluşmasını savunuyoruz.
• Yine hak temelli mücadele veren engelli örgütlerinin devlet, din, siyaset ve sermaye karşısında bağımsızlıklarını koruması gerektiğinin önemle altını çiziyoruz.
• Hak temelli mücadele veren örgütlerin belirli bir süreç içerisinde güçlerini birleştirmeleri ve gerekirse birleşmeleri gerektiğini vurguluyoruz.
• Karşılıklı etkileşme ve güç birliği sürecini hazırlamak ve güçlendirmek amacıyla tüm illerdeki engelli örgütlerini bütün renkliliği ve çeşitliliği içerisinde kucaklayan il engelliler meclislerinin, bütün illerin engelli meclislerinin temsilcilerinden oluşan ve engelli sorunlarını görüşmek üzere yılda bir kez toplanan Türkiye Engelliler Meclisinin kurulmasını öneriyoruz.


Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İÇLİ
Grup Sözcüsü Prof. Dr. Kasım KARATAŞ
Grup Sözcüsü Siyaset Bilimci ve SHU Bayram ORAN
Grup Sözcüsü Eğitimci Emre TAŞGIN


© Türkiye Körler Federasyonu - 2014


 23.11.2017 Günlük İstatistik   Tekil : 35 - Sayfa Görüntülenme : 36 - Toplam : 254783

Kocaeli Bilişim Web Tasarımı Hizmetleri